|
|
|
8/10/2009 - Tek nameyle de olsa gel!..
Düşlerin dahi ertelendiği bu zamanda seni neden hala düşündüğümü anlayamadın… Sensiz bir dünyanın varlığı nasıl çekilir yokluğun nasıl anlatılır bu yüreğe!. Anlatamadım!...
Sana ben ne gizler büyütmüştüm ama birini dahi söyleyemedim. Yolculukların adresi şimdi neden belirsiz. Her defasında Kırlangıç hikayesi gelir aklıma… Ondan sonra anlarım ki senin de ömrün kırlangıç gibi altı ay mıydı?
Sana ne şiirler büyütmüştüm. Belki bir Haziran gecesinde okurum diye.. Eylül erken geldi bu yılda gene söylemedim. İzci olup iz süremedim belki de.. Hani sürsem ne değişirdi. Kırlangıçlar göçünü çoktan etmişti. Adı bilinmeyen Irak diyarlara.
Oturup naçar ömrün muhasebesini dahi yapmak istemiyorum Zaman tüm inadıyla üstüme üstüme gelirken, kar da erken bastırdı. Gene bu kış sensiz gene bu karlar da izin olmayacak.
Ne olurdu bir kez tüm gemileri suya salıp gelseydin, ya da liman belirtseydin de ben gelseydim, Kutuplarda dahi kış altı ay, gece altı ay sürerken bendeki zemheri doğduğumdan beri izimi bırakmadı!
Kaç kul görmüştür dokuzunda bunca yük, kırkında aynı yük… Oysa en son cümlelerinde Baharda kırmızı güllerin açtığında sende gelecektin. İkimizin de gün ışığını görecek çağları iken, çekilen bu ayrılığın tınısı neydi? Deli olanlar dahi beklemedi tükenmiş bir sigara dumanından ikinci nefesi… Aklın yenik düştüğü ne zaman görülmüştür. Akıl ki eğriyi doğrudan doğruyu eğriden ayırır mış. Hep mi eğrilerde dolaştım ki düz ovaya inemedim….
Seni sevmenin bedelini zemheri ayazlarına mahkum olmakla ödemekse bu bedeli on müebbet mahkumun cezasını da üstlenerek fazlasıyla ödemedim mi?. Kışlarda, bitmeyen intizarlarda!!!!!…
Yok bu böyle olmayacak… Zemheri beni terk etmiyorsa ben onu güneşe yakın götürmenin bir yolunu bulmalıyım. Güneşi de örtemez ya yalan bulutu. Ama güneşin yönünü de unuttum .. Hayali dahi uzak şimdi.. Hayalini yorgan yapıp yıllarımı güne vurdum Hesap tutmadı.. Ya matematik yanılıyordu ya da mevsimler unutmuştu bende yetim koyduğun beni.. Bu yer gök neden ağlar hala anlaşılır değil.. Gökyüzüde mi mevsimleri karıştır dı!
Zamana sığındım zaman yetmedi yılları saydım mevsimler dondu… Mürekkepten deniz, kağıttan gemiler yaptım. Sonra adını her kağıda yazdım. . İsmini limandaki bir martıya verdim. Şimdi her martının bir rengi birde adı var , geceleri güne bağlayarak, uykulara can doğradım, sabahsız kaç gecenin ertesi bilmem ama sensiz bu gözler bir kez üst üste yumulmadı.. Bu kez tüm gemileri suya saldım… Kaptansız… Hangi karaya vurur bilinmez…
Sesim yoktu. Karanlığın karnında yitirdim sesimi. Kör bir kuyuda unutulan Yusuf''tum belki de.. Ama durmadan seni soruyorlardı martılar; "Ne zaman gelecek?"....
Zerreden cümleye bir nazar eylesen , bozsan bu gecelerin tılsımını… Bir keresinde gelen martılarla dönseydin… Biliyorum sen olmazsan dünya da böyle dönmez? Yaşadığın muhakkak ama neden yasaksın!
O zaman gel bu kez gemileri suya sal! Denizde Mürekkep olsun. Yürek kıyıma vuran bir gemi ol ve gel!.. Tek nameyle de olsa gel!.. Gell!... Gell!...
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
8/10/2009 - Seni Seviyorum.
Yalanmış ne varsa yaşadığımız. Ne varsa söylediğin, ne varsa hissedilen, her şey yalanmış. Bu kadar geç mi anlamalıydım? Bu kadar çok mu bağlanmış olmalıydım? Neden en başında değil de şimdi? Ben miydim yüreğine seçtiğin oyuncak? Kaybolan zamanlar, yitik umutlar gelir mi geri? Issızdım. Yapayalnızdım. Çaresizdim. Karanlık ve de tükenmiştim gittiğinde. Sustum, söyleyemedim. İçim ağlıyordu da bir damla gözyaşı dökemedim. “Seviyorum” diyemedim. Toprağın kokusunu, havanın kokusunu, çiçeklerin kokusunu hepsini bir bir çektim içime bir Senin kokundu bilmediğim. Alakadar olmadığım ne varsa bildim. Hepsini ezberledim. Yalnızca Sendin bir kelime edemediğim. Sesini bilmediğim, yüzünü görmediğim, sadece hayal edebildiğim bir güzelliktin. Dolaşıyordun damarlarımda. Sen sadece kendini anlattığın kadardın. Bir de Seni içimde büyüttüğüm kadar. Suskundum. Tek başınaydım. aşıktım. Yanmış ve de kahrolmuştum gittiğinde.Yaşamak bile istemedim. Ölmeye de cesaret edemedim. “Seviyorum” diyemedim. Dur! deseydim, Kal! deseydim kalır mıydın benimle? Gitme! desem, dinler miydin beni? “Sevdim Seni hem de aklının alamayacağı kadar” deseydim inanır mıydın? Sen de beni en az benim kadar sever miydin? Of! Yanıyor içim. Sen böyle gitmemeliydin. Hani ben vazgeçilmezindim. Hani uğrumda her şeyi göze alırdın? Hani “Çık gel!” desem en uzak yollardan bana varırdın? Hani imkansızlık denen bir şey yoktu? Hani seven her engeli aşardı? Yeminlerin, sözlerin hani? O büyük sevdan nerede hani? Şaşkındım. Yıkık ve viraneydim sen gittiğinde. Gitmezdin! Ya sevseydin ya da yokluğuma dayanamaz gelirdin. Ama gittin ve ben bakakaldım arkandan. “Seviyorum” diyemedim. Yalanların, yanlışların, hataların ve de pişmanlıkların hepsi Senin olsun gelme! Gittiğin yer, hiç olmadığın dünyamdan daha fazla mutluluk vermeyecek sana bilesin! Affım yok! Ne sana ne de yaptıklarına. Vazgeçmiştim. Rest Çekmiştim. Savrulmuştum. Harabe ve yok olmuştum sen gittiğinde. Yaşamadıklarıma pişmanlık şöyle dursun, yaşadıklarıma lanet olsun. Geri dönme şansımız olsa belki söylerdim. Tekbir şey kaldı içimde; “Seviyorum” diyemedim.
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
7/10/2009 - Afeti Derman
Afeti Derman'ım Canım Ablam, Hayat, Emekli, Öğretmen, Yazar, Şair, Anne, Melek, Seni Çok Seviyorum.
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
<- Önceki Sayfa Sonraki Sayfa ->
|
|
|
|